Kelebeğin Rüyası Yazdır
IMDB Sayfası
IMDB Puanı:7.9 (13,528 oy)
Yıl:2013
Yönetmen:Yılmaz Erdoğan
Oyuncular:Kıvanç Tatlıtuğ, Mert Fırat, Yılmaz Erdoğan, Beçim Bilgin, Taner Birsel
Tür:Dram
Link'ler:IMDB
Seyretsek.com Değerlendirmesi
Bu film henüz değerlendirilmemiştir.
Seyircinin Değerlendirmesi
Bu filmi ilk siz değerlendirin...

Filmin Özeti
Zonguldak'ta yaşayan, iki genç şair Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu, yeni yeni modernleşen bu madenci kentinde memuriyet hayatlarını sürdürürken, bir yandan da sanatla, edebiyatla ve en çok da şiirle iç içe yaşamaktadırlar. Ayakları üzerine yeni kalkan genç Cumhuriyet, bir yandan modernleşme çabasındayken, aynı yıllarda Avrupa'da da çetin bir savaş yaşanmaktadır.

Belediye Başkanı'nın kızı Suzan'ın Zonguldak'a geri gelmesiyle Rüştü ve Muzaffer'in şiire olan inancı daha da artar. Henüz lise öğrencisi olan Suzan, çevrenin istememesine rağmen iki gençle yakın arkadaş olur. Fakat 1940'lı yılların vebası olan verem, iki genç insanın da sağlığını git gide tehdit etmektedir. Rüştü ve Muzaffer'in hem kendi gelecekleri, hem de dünyanın gidişatı hayra alamet değildir.

Kritikler

Ali Koca - Zaman

1940'lı yılların Zonguldak'ı, yeni kurulan Cumhuriyet'in ‘pilot' şehri âdeta. Bu yönüyle ayrı bir ilgiyi hak ediyor.

Yakın tarihimize karşı ‘cesur' hamleler yapan sinemamız o dönemi perdeye taşımakta pek heveskâr değil. ‘Kıskanmak'ın açılışındaki, titiz balo sahnesi bahsettiğimiz Zonguldak'ı çok güzel anlatır. ‘Kelebeğin Rüyası' ise bu konuda daha zengin veriler sunuyor. Daha fazla geniş plan, dolayısıyla bol bol ‘gündüz/dış' çekim…

Yılmaz Erdoğan, ‘Kelebeğin Rüyası'nda Zonguldak'ın pilot şehirliğine girmeden evvel, şehrin bir başka yüzüyle tanıştırıyor bizi. Türk sinema tarihine geçecek açılış sahnesinde, 15-65 yaş arası erkekleri madende çalışmaya mecbur eden Mükellefiyet Kanunu ile yüz yüze getiriyor seyirciyi. Sadece teknik ve görsel açıdan mükemmel bir sahne değil bu, aynı zamanda, filme politik bir giriş yapıyor Erdoğan. Bizi, karanlık maden ocağından çıkarıp kanun ve silah zoruyla çalışılan bir madene bırakıyor yönetmen.

Nazi esir kamplarını andıran bir çalışma ortamı içinde neye uğradığınızı şaşırıyorsunuz. Hiç tartışmasız, filmin en sert sahnesi. Yılmaz Erdoğan, daha baştan “İzlediğiniz bölüm, ayrı bir filmin konusu. Ben şiiri ve genç şairlerin dramını anlatacağım” mesajını veriyor.

‘Kelebeğin Rüyası' gerçekten de bir ‘şiir filmi'. Şiiri ‘bahane' ederek yaşamış ve neredeyse şiirle hayata veda etmiş iki genç şairin, Rüştü Onur ile Muzaffer Tayyip Uslu'nun filmi. Yılmaz Erdoğan'ın belli bir noktadan sonra filmi melodramın kollarına bırakması, ölümü ‘ütülü bir mendil gibi' ceplerinde taşıyan iki genç şairin yürek burkan hayatlarında saklı. Filmin, zaman zaman kadraja sızan dönemin siyasi atmosferine dair ‘cümle' kurmaması bu yüzden belki de. İnönü dönemine, tek parti rejimine, Mükellefiyet Kanunu'na, 2. Dünya Savaşı'na, Cumhuriyet'in ‘yeni' bir toplum inşa etme çabasına hatta Türkçe ezana dokunup geçiyor ‘Kelebeğin Rüyası'. Hikâyenin arka fonunu oluşturan bu unsurları sadece gösteriyor. Taraf tutmadan, kör gözlere parmak sokmadan…

Şiiri merkeze alması ve hikâye anlatımında sadece şairlere odaklanması filmin en önemli özelliği ve sinemamız için bulunmaz kıymette bir güzellikken; bu tercihler, onu tastamam bir başyapıt olmaktan alıkoyan özelliği oluyor aynı zamanda. İkinci yarı perdeye yansıyan yoğun melodram sebebiyle yaşanan sarkmalar da filmin gücünü zayıflatan bir başka sebep.

Fakat bu iki zaaf, filmin toplamdaki başarısını gölgeleyecek kadar büyük değil. Sadece tek planlık açılış sahnesi bile filmin bu iki küçük kusurunu unutturmaya yeter. Kaldı ki, filmin yapım ekibinin muazzam işçiliği Türk sinemasının standartlarının hayli üstünde. Görüntü yönetimi, sanat yönetimi ve kostüm tasarımı, bizdeki hiçbir dönem filminde olmadığı kadar başarılı. Teknik alanda dünya standartlarını yakalayan yapım kalitesi, titiz yönetimi ve hepsinden önemlisi şiiri merkeze almasıyla ‘Kelebeğin Rüyası', şimdiden sinemamızın ‘unutulmazlar'ı arasına adını yazdırıyor. İki genç şairi oynayan Mert Fırat ile Kıvanç Tatlıtuğ'un filmi sürükleyen uyumu ve özellikle Tatlıtuğ'un sinemadaki ilk başrolünde sergilediği harikulade oyunculuk da filmin seyirciye ödülü.

Yapılan Yorumlar
Yeni Ekle Ara
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."