New York'ta Beş Minare Yazdır
IMDB Sayfası
IMDB Puanı:6.0 (12,450 oy)
Yıl:2010
Yönetmen:Mahsun Kırmızıgül
Oyuncular:Mahsun Kırmızıgül, Haluk Bilginer, Mustafa Sandal, Danny Glover, Gina Gershon
Tür:Dram
Link'ler:IMDB
 
Seyretsek.com Değerlendirmesi Çocuklar için zararlı olabilir!
Müstehcenlik: (2)
Şiddet: (6)
Küfür/Argo: (4)
Seyircinin Değerlendirmesi
Bu filmi ilk siz değerlendirin...

Filmin Özeti
Kırmızı bültenle aranan ve ismi fenomene dönüşen radikal dinci bir örgütün lideri Deccal kod adlı suçlunun Amerika’da yakalandığı bilgisi gelir. Teşkilatın en başarılı iki polisi Amerika’ya suçluyu teslim almaya giderler. Bundan sonrası kolay gibi görünür ama hiçbir şey göründüğü gibi değildir.

İstanbul, New York, Bitlis üçgeninde geçen hikaye, yakın dönemin Türkiye’sini sorgularken, 11 Eylül sonrası Amerika ve dünyanın İslam ile olan paranoyasının altını çizecektir.

Kritikler

Ekrem Dumanlı - Zaman

Mahsun Kırmızıgül'ün hem senaryosunu yazdığı, hem yönettiği hem de başrolünü oynadığı New York'ta Beş Minare, her geçen gün kendine daha fazla güvenen Türk sinemasının ulaştığı noktayı gösteriyor. Seyircinin filme sahip çıkacağından emin olmayan, 11 milyon dolar harcar mı? Çok daha sade sahneler yerine Hollywood filmlerine parmak ısırtacak sahnelerin çekilmesi Türk sinemasının özgüvenini gösteriyor.

Film, aksiyon sahneleriyle başlıyor ve dur durak demeden izleyiciyi heyecana boğuyor. Polisiye bir film seyrettiğinizi sanıyorsunuz önce. Bombalar patlıyor, kurşunlar sıkılıyor, terör büyük şehirlerde korku salıyor. İşin içine terör girince, film siyasî bir boyut da kazanıyor. Daha hikâyenin başlarında İstanbul-New York bağlantısı kurulduğunda olayların 'global terör'e kadar uzanacağını hissediyorsunuz. Karakterlerin dine, özellikle de İslam'a, yaptığı vurgu hadiseyi 'İslami terör örgütleri' ile 'İslam fobisi' arasında yaşanan med-cezirlere götürüyor. Bu haliyle hikâye, hem sıcak ve siyasî bir gündemi beyazperdeye taşıyor hem de ana karakterlerin özel hikâyesiyle konu dramatik bir kurguya doğru derinleşiyor.

Filmin son yarım saati olmasa seyirci sahnelerin birbirinden kopuk, hatta bağlantısız olduğunu düşünebilir. Mesela çeşitli dinî gruplar anlatılıyor. Onlara bir açıdan baktığınızda birbirine benzeyen yanları var; bir açıdan baktığınızda ise birbirine tamamen zıt yönleri bulunmakta. Kardeşini 11 Eylül saldırısında kaybetmiş New York'lu bir FBI ajanı ile sakal bırakıp cübbe giyerek tarikatlara sızmış Türk polis şefinin (Mahsun Kırmızıgül) karşılaşması genelleme yoluyla duyulan kuşkuları sorguluyor. O sahnenin en ilginç yanı Amerikalının Kürtçe konuşması ve Türkiye ile ilgili bazı siyasî analizlerde bulunması. Buna mukabil genç komiserin (Mustafa Sandal) adamı 'İslam düşmanı' olarak algılaması da genel algı çatışmasının nasıl süratle yapılabildiğini gözler önüne seriyor.

Aksiyon sahnelerinin insanı sürüklediği macera atmosferi filmin sonuna doğru trajik bir hikâye ile dağılıyor. Global ölçekli terörizmden birey merkezli bir hikâyeye dönüş ve o çerçevede lokal bir kültürün töresini sorgulamak senaryoyu zaafa uğratmıyor; tam aksine güçlendiriyor. Son sahneler sayesinde seyirci kendini ta başa dönmeye mecbur hissediyor ve kafasındaki boş kareleri tek tek tamamlıyor. Yürek burkan bireysel hikâyenin kitleleri etkileyen evrensel bir sorunla iç içe girmesi daha incelikli ve derinlikli bir kurguya mecbur bırakıyor. Seyircinin baştan itibaren dikkatli olması lazım ki ince ayrıntılar aksiyon kareleri içinde unutulup gitmesin...

Filmin bir mesajı var mı? Tabii ki var. Üstelik o senaryo sahipleri mesajla gayet barışık bir yerde duruyor. "Ne gereği var onca mesajın bir filme sıkıştırılmasına?" deneceğini, zannımca, tahmin ediyor; lakin o tür eleştiriye aldırış etmiyor. Belki de bu yüzden mesaj sayılabilecek sahnelerin çiğ olmadığını düşünüyorum. Hacı Gümüş karakteri, biraz da Haluk Bilginer'in usta oyunculuğuyla, yeterince özümsenmiş; o yüzden söyledikleri istiskale maruz kalmayacak kadar sahici duruyor. Kur'an-ı Kerim'den ve bir yerde Risale-i Nur'dan yapılan alıntılar zorlama bir çabanın ürünü gibi durmuyor. Ne yazık ki, bizde bu tip alıntılar 'mesajın doğrudan verilmesi' olarak kabul ediliyor ve eser 'propagandist' olmakla suçlanabiliyor. Oysa bunun örneğine 'Hollywood sineması'nda sıkça rastlanıyor. Daha yakın zamanda iki Hollywood filminde Kur'an alıntılarını hatırlıyoruz. Leonardo DiCaprio'nun (Yalanlar Üstüne/Body of Lies) ağzına ayet yakışıyor da, Bilginer'in ağzına mı yakışmıyor? Ya da Hain/Traitor filminde Don Cheadle başına takke giyip, "Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüştür..." ayetini okuduğunda propagandist olmuyor da Bitlisli Hacı Gümüş şiddet yanlısı bir adama Asr-ı Saadet'ten örnek verince mi propaganda yapmış oluyor? Türk sinemasının komplekslerinden kurtulması, kendini bulması halkıyla barışmasıyla mümkün...

Filmi beğenmeyenler ya da beklediğini bulamayanlar çıkabilir. Tabii ki bir filmin herkesi mutlu etmesi düşünülemez. Ancak kabul etmek gerekir ki Mahsun Kırmızıgül, New York'ta Beş Minare için çok büyük bir çaba sarf etmiş. Öteden beri Mahsun'u içine sindiremeyen bir kitlenin varlığı gözden kaçmıyor. Hatta bir kısım çapsız tepkilerin tipik bir 'Beyaz Türk kibri' olduğu da aşikâr. Yalnız, meseleyi dar bir alana hapsetmemek şart. Öyle ya da böyle; Kırmızıgül çağına şahitlik etmek isteyen, yaşanan hadiseleri enine boyuna sorgulama gayreti gösteren bir insan. Bu da onu hem farklı kılıyor hem de kendisine duyulan saygıyı artırıyor. Şu ana kadar yaptığı filmlerde sanatçı duyarlılığı kadar entelektüel arayışların izine de rastlıyoruz. Sorunları tartışmanın yanında bir de çözüm önermesi bazen, "Çok şey söylüyor." eleştirisine neden olabilir; ancak onu da söylemese kendi farkını ortaya koyamayacak. Bu duruma, en azından, saygı duyulması gerektiğini düşünüyorum. Halk bunu görüyor ve Mahsun'a her filmiyle biraz daha sahip çıkıyor. Demek ki ma'şeri vicdan ile Mahsun'un sezgileri arasında bir köprü kurmuş. Umarım o köprünün üzerinde çok daha büyük şenliklere şahit oluruz.

M. Nedim Hazar - Aksiyon

...Son tahlilde, New York'ta Beş Minare çok az Türk sinemacısına nasip olacak bir işçilik, emek ve cesaretle, son derece güncel bir konuyu, son derece nesnel bir perspektif ile ele alıp perdeye aktarıyor.

Eminim kimileri burun kıvıracak, kimileri abartacak. Çok güzel bir film değil belki ama kesinlikle izlenmeyi hak eden bir yapım.

Yapılan Yorumlar
Yeni Ekle Ara
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
DarkCrystal   |30-05-2011 12:58:03
Filmin çekimleri (özellikle girişteki operasyon sekansı), mekanları ve müzikleri oldukça iyiydi. Verdiği mesajlar da iyiydi (Elbette mesaj kaygısı bazı izleyiciler için olumsuz bir nokta olarak eleştirilebilir). Basit bir film olmasına rağmen teknik açıdan standartların üstünde diyebiliriz ama basitliğine rağmen ben sevdim filmi. Haluk Bilginer gerçekten müthiş bir performans ortaya koymuş; Mahsun bazı sahnelerde fazla sırıtmış ama kaliteli Türk oyuncuları bir arada görmek güzeldi. Yabancı oyuncular ise filme ayrı bir renk katmış. Filmdeki bazı replikler ise cidden çok iyiydi.

7.8/10
Yorumcu   |21-04-2011 14:52:00
Senaryosunda bolca klişe ve boşluklar var.
Haluk Bilginer, Eşref Kolçak ve Suna Selen son derece güzel oynamışlar. Diğer oyuncular (özellikle polis merkezindekiler) göze batıyor.
İslamın sevgi ve barış dini olduğu hakkında verilen mesajlar güzel ama biraz daha göze sokmadan verilebilirdi.
Çatışma sahnelerinde bilgisayarla yapılan efektler kaliteyi düşürmüş.
Türk oyuncuların İngilizce aksanları güzeldi ama Hacı'nın Bitlis şivesinin yanında düzgün İngilizcesi biraz çelişmiş.
Sonu tahmin edilebilirdi fakat beni son derece duygulandırdı.
Güzel, izlenebilir bir Türk filmi.

7/10
azeroth   |18-04-2011 18:32:21
Film için sarfedilen çabayı takdir etmekle birlikte gözümüze kulağımıza zorla sokulan mesajları, 3.sınıf patlama ve çatışma sahneleri ile başarılı saymak pek mümkün değil.

Filmle ilgili en güzel ayrıntı şu cümleler:

Kadim dostum, doğduğunda ezanın okunur,
ancak namazın kılınmaz.

Öldüğünde ise namazın kılınır,
ancak ezanın okunmaz.

Bunun sebebi, doğumunun ezanı...

...cenaze namazının bir parçasıdır.

İşte hayat bu kadar kısadır.

5 / 10
Bl@ckh@wk   |27-12-2010 12:12:31
Çok beğendim. Çekimleri olsun, senaryosu olsun, oyunculuklar olsun, müzik olsun hepsi çok iyiydi. Arada bazı eksiklikler vardı ama ben filmden çıktıktan sonra unuttum onları..

İzleyecek arkadaşlar dublajlı izlemesin.

9/10
Serdar  - Berbat ötesi   |12-12-2010 02:04:33
Rezalet bir film ya inanilir gibi degil resmen para sokaga gitti....
Misafir  - berbat   |09-11-2010 19:22:41
Rezalet bir film..Üçüncü sınıf tv filmleri ayarında..Yorum bile yapılmaz.Vaktinizi boşa harcamayın. Mahsun sende git başka bişey yap kardeşim olmuyo işte..:)
leah   |08-11-2010 08:53:40
Her şeyi geçtim, sadece Haluk Bilginer için bile gidip izlenebilecek bir film. Acımasız eleştirileri hak etmiyor.

8/10
alaturka   |08-11-2010 08:52:52
Kamera kullanımı, dekor, aksiyon sahneleri, oyunculuklar için izlenebilir. Türk filmleri içerisinde çıtayı yükselttiği kesin. Ama senaryo için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Finali daha çok Türk dizisever bayanlara hitap eder nitelikteydi.

Gereksiz sahneler olduğuna katılıyorum. Baştan çekmişler ama sonra nereye koyacaklarını bulamamışlar gibi hissettim.

Notum:7/10

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."