Up (Yukarı Bak) Yazdır
IMDB Sayfası
IMDB Puanı:8.3 (408,711 oy)
Seyirci Puanı:9.5 (4 oy)
Yıl:2009
MPAA:PG
Yönetmen:Pete Docter, Bob Peterson
Oyuncular:Edward Asner, Christopher Plummer, Jordan Nagai, Bob Peterson, Delroy Lindo
Tür:Animasyon, Aksiyon, Macera, Komedi, Aile
Link'ler:IMDB, kids-in-mind
Seyretsek.com Değerlendirmesi
Müstehcenlik: (1)
Şiddet: (3)
Küfür/Argo: (0)
Seyircinin Değerlendirmesi
Müstehcenlik: (0)
Şiddet: (1)
Küfür/Argo: (0)
Bu filmi siz de değerlendirin...

Filmin Özeti
Hayatı boyunca yaşamak istediği macera hayalini gerçekleştirmek için evine binlerce balon bağlayıp Güney Amerika'nın vahşi doğasına doğru yolculuğa çıkan 78 yaşındaki baloncu Carl Fredricksen'ın hikayesinin anlatıldığı yeni bir komedi.

Ancak Carl, yolculuğa başladıktan sonra en büyük kabusunu da yanında götürmekte olduğunu fark eder: fazlasıyla iyimser, doğa kaşifi 8 yaşındaki Russel'ı.

2010 Oscar Ödülleri

En iyi animasyon: Up
En iyi film müziği: Michael Giacchino

2010 Altın Küre Ödülleri

En İyi Animasyon
En İyi Müzik: Michael Giacchino

Kritikler

Burçin S. Yalçın - Zaman

"Oyuncak Hikayesi"nden "Kayıp Balık Nemo"ya, "Ratatuy"dan "VOL·İ"ye, animasyonu yıllar sonra yeniden endüstrinin A sınıfı, saygın ürünleri arasına sokarken, bir yandan da neşemize neşe katan Pixar, yeni eseri "Yukarı Bak"la geride bıraktığımız mayısta Cannes Film Festivali'nin açılışını yapan ilk animasyona imza atmanın haklı gururunu yaşıyordu.

Carl Fredericksen'in kaderi henüz küçük bir çocukken Ellie'yle tanıştığı an değişir: Tıfıllıklarındaki haşarılıklarını yeniyetmeyken gökyüzüne bakıp kurulan hayaller, uyumlu evliliklerini ise yoğun hayat gailesi takip eder. İkisi de küçüklüklerinden itibaren Güney Amerika'nın kayıp diyarlarını, bilhassa da Cennet Şelaleleri'ni bir gün görebilmek için can atarlar. Ancak hayat öyle hızlı akıp gider ki, devamlı erteledikleri bu düş gerçeğe dönüşemeden ikisi de yaşlanır, dahası Ellie elim bir şekilde hayatını kaybeder. Parçalanmış düşleriyle öylece kalakalan huysuz ve tatlı Carl son kez gözünü karartarak gençliğinden miras mesleğini hatırlar: Balonculuk... Yuvasına bağladığı yüzlerce balonun omzunda, evini çevreleyen lanet şantiyeler yerde küçücük kalıncaya kadar yükselir de yükselir. Ta ki gökte keyifle seyrüsefer eylerken kapısı tıklatılıncaya kadar...

Pixar yine turnayı gözünden vuruyor. "Yukarı Bak", hem ABD'de 300 milyon dolara yakın bir hasılat toparlayacak kadar hınzır ve büyüleyici, hem de eleştirmenlerin gözüne girecek kadar cesur ve güzel. Filmlerindeki o her daim alıştığımız mesajları burada bir parça genişletiyorlar: Hayat gerçekten kısa ve düşler ertelenemeyecek kadar değerli... Olgunlaşmanın ve düş peşinde koşmanın ise kesinlikle yaşı yok... Kuşkusuz, fantastik bir filmle karşı karşıyayız; ancak Carl'ın o yaşta bile başkalarına hoşgörü ve özveri göstermeyi öğrenmesi de o derece fantastik.

Eğer filmi Türkçe seslendirmeyle izleyecek olursanız, Erol Günaydın'ın Carl'a kendine has bir tat kattığını ekleyelim. Hele ki üstüne bir de 3 boyutlu bir sinema da yakalarsanız, değmesin keyfinize!

Oktay Ege Kozak - Beyazperde.com

Yukarı Bak, mükemmel bir film. Sadece mükemmel bir animasyon, veya mükemmel bir aile filmi değil, aklınıza gelebilecek her anlamda mükemmel bir film. Geçen senenin en iyi filmi Wall-E’den sonra kimin aklına gelirdi Pixar’ın bir kez daha aynı oranda heyecan verici, aynı oranda nefes kesici, aynı oranda yürekleri ısıtan bir şahesere daha imza atacağı? Diğer Hollywood stüdyoları gaz çıkaran hamsterları çocuk eğlencesi adı altında boğazımıza tıkıştırmaya uğraşırken Pixar, sadece aile sinemasının değil, sinemanın kurallarını yeniden yazıyor.

Pixar’ın dehasının en önemli öğelerinden biri bilindik animasyon çerçevesinin dışına çıkarak türün bütün olanaklarını keşvetmesinde. Son yılların en içten aşk hikayesini iki “cansız nesne” robot arasında kurduktan sonra şimdi de animasyon sineması ele alındığında en alışılagelmişin dışında bir ana karakter ile karşı karşıyayız: Bembeyaz saçlı, cüce boylu, seksen yaşında huysuz bir adam. Carl Fredericksen, trajik bir olaydan sonra uzun zamandır planladığı yolculuğu gerçekleştirir ve Güney Amerika’nın ıssız Cennet Şelalesi bölgesine yelken açar. Carl’ı egzotik hedefine ulaştırmakla görevli aracı ise uçan balonlarla döşediği evidir.

Yukarı Bak’ın hikayesi hakkında ne kadar az bilginiz varsa o kadar iyi. Carl’ın her aklı yerinde vatandaş gibi uçak bileti almak yerine neden balonlarla evini uçurmaya karar verdiğini, hedefi olarak neden Cennet Şelalesi’ni seçtiğini bilmeden gidin filme.

Carl’ın istemeden yanında getirdiği saf izci çocuk Russell ile Cennet Şelalesi’nde geçen maceraları Indiana Jones’a taş çıkarak kadar heyecanlı ve nefes kesici. Aslına bakarsanız Indy 4 ile kendini aldatılmış hisseden seyirci için Yukarı Bak, ilaç gibi gelecektir. Özellikle Carl ve Russell’ın sırtlarında uçan ev ile maceracı gezgin Charles Muntz’un dahi köpeklerinden kaçtığı kovalamaca sahnesi, son zamanlarda gördüğüm en heyecanlı aksiyon sekansı.

Fakat tabi Yukarı Bak’ın asıl sihri sadece muazzam maceralarında saklı değil. Bu sahnelerin bu kadar heyecan verici olmasının en büyük sebebi Carl’a ve macerasına verdiğimiz duygusal destek. İşte bu noktada filmin sinema okullarında öğretilmesi gereken, aynı oranda yürek ısıtan ve yürek burkan ilk perdesinden bahsetmek istiyorum.

Tipik bir animasyon filmine oranla daha yavaş, karakter gelişimi odaklı ilerleyen ilk yirmi dakikada Carl ve aşkı Ellie’nin hikayesini izliyoruz. İkilinin çocukluğunu inceleyen muhteşem bir açılıştan sonra yaşamlarını tamamiyle görsel bilgilerle seyirciye aktaran dört dakikalık bir montaj izliyoruz. Bu montaj, sinema tarihinde izlediğim en etkileyici ve efektif montajlardan biri. Okuyucu arasında sinemada görsel hikaye anlatımını öğrenmek isteyen varsa bu montajı detaylarıyla incelemerini tavsiye ederim. İşte sırf bu dört dakika sayesinde Carl’ın yolculuğunu sanki kendi maceramızmış gibi umursuyoruz.

Yönetmen Pete Docter’in (Annemin en favori filmi Sevimli Canavarlar’ın yönetmeni) yazar Bob Peterson ile kalema aldığı senaryo onlarca yılın dokunamadığı iki çocuk filmi klişesini sonunda yerle bir ediyor. İlk olarak nedense her aile filminin baştacı olan, gerçek bir çocuktan çok çocuk vücudunda bir yetişkini andıran “zıpır velet” klişesi. Yukarı Bak’ın Russell’ı yer yer aptalca şeyler söyleyen, yer yer yaşına uygun hatalar yapan “çocuk” gibi bir çocuk.

Filmin yeniden yazdığı bir diğer klişe ise insan gibi konuşan, insan hislerine ve içgüdülerine sahip hayvanlar. G-Force’un insani olmalarını bırakın, etnik karakteristiklere sahip hamsterları daha geçen ay vizyona girdi. Yukarı Bak’ta ise Charles Muntz’un mekanik tasmalar aracılığla konuşturduğu köpekleri, insan duygularını ve isteklerini aktarmaktansa bir köpeğin beyninde oluşabilecek düşünceleri en basit ve gerçekçi biçimde ortaya koyuyor. Bu sayede filmin en komik sahneleri yaratılıyor. Kişisel favori köpek repliğim: “Seni tanımıyorum ama seni şimdiden seviyorum.”

Yukarı Bak hakkında incelenebilecek, tartışılabilecek çok daha fazla detay var aslında. Carl’ın muazzam ilk uçuş sahnesinden tutun da, Michael Giacchino’nun mükemmel müziğine kadar bir sürü hazine saklı Yukarı Bak’ta. Fakat bu hazineleri size basit kelimelerle tasvir etmem filmin görsel ve duyusal güzelliğine büyük bir saygısızlık. Wall-E ve Yukarı Bak ile Pixar, iki yıl üstüste yılın en iyi filmini hediye ediyor biz sinemaseverlere. Bu haftasonu kendinize bir kıyak yapın ve lütfen bu filme biletlerinizi alın. Bu modern şaheser yerine Oyuncu gibi bir saçmalığa bilet parası harcarsanız artık ne desem azdır.

Yapılan Yorumlar
Yeni Ekle Ara
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
pınar  - Tavsiye   |03-02-2012 20:47:00
Yetişkinim ve inanılmaz zevkle seyrettim. Bu filmden sıkılacak kimse yoktur. İzlemelisiniz.
sirazli   |13-06-2011 19:07:11
İlk yarısında heyecansız, ikinci yarıdan itibaren yükselen bir seyir keyfi ve sonunda doruk noktası...

Çok güzel olduğunu söylemek herhâlde abartı olmaz.

Müziklerinde çok da dikkate değer bir şey bulamadım.

8.5/10
ohminik   |04-12-2010 09:24:17
Çok iyi bir dram, fantastik animasyon film. Her yaşa hitap ediyor.

8/10
melek  - süper   |01-05-2010 20:26:25
pek çok türk ve yabancı filmden çok daha iyi arkadaşlık fedakarlık ne demek o zaman anlıyorsun ve kesinlikle çocuklarla sınırlı değil büyükler de izlesin insanın içini ısıtıyor
Fatih KAPAĞAN  - Eğlenceli   |24-02-2010 00:08:30
Harika bir animasyon. Ailecek hoş vakit geçirmek istiyorsanız iyi bir seçenek
uzuna  - En son Pixar harikası   |19-10-2009 12:07:29
Yukarı Bak'ı pazar günü kızımla sinemada izledik ve çok güldük, çok eğlendik, çok beğendik.

Müthiş bir senaryo, süper bir animasyon, eğlenceli karakterler ve Erol Günaydın'ın harika seslendirmesi.

Filmin çocuklar için tek olumsuz yanı bir sahnede içki içilmesi.

Kaçırmayın ! 9/10
egg   |18-10-2009 09:14:05
Söylenecek birşey olduğunu düşünmüyorum.
Bugüne kadar izlediğim en iyi animasyondu. 10/10

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."