Curious Case of Benjamin Button, The (Benjamin Button'un Tuhaf Hikayesi) Yazdır
IMDB Sayfası
IMDB Puanı:7.8 (328,935 oy)
Yıl:2008
MPAA:PG-13
Yönetmen:David Fincher
Oyuncular:Tilda Swinton, Brad Pitt, Cate Blanchett, Elias Koteas, Jason Flemyng
Tür:Dram, Fantastik, Gizem, Romantik
Link'ler:IMDB, kids-in-mind
 
Seyretsek.com Değerlendirmesi Çocuklar için zararlı olabilir!
Müstehcenlik: (7)
Şiddet: (6)
Küfür/Argo: (5)
Seyircinin Değerlendirmesi
Bu filmi ilk siz değerlendirin...

Filmin Özeti
Birinci Dünya Savaşı'nda oğlunu kaybeden kör bir saatçi tren istasyonuna yaptığı bir saati geri işlenmesi üzerine kurar, gidenler belki geri döner düşüncesiyle...

Bu saat bir mucizeye sebep olur ve 1918'de savaşın bittiği gün doğan Benjamin Button'un hayat saati tersine işler. O 80'lerinde bir yaşlı olarak doğmuştur ve hayatı bir bebekliğinin ulaşabileceği ilk evresinde son bulacaktır.

Benjamin tersine giden gelişmesinde ortama ayak uydurmaya çalışırken daha küçük yaşlarda bir kıza aşık olur. İlk önceleri kendi yaşlı görüntüsünden dolayı ondan uzak kalmaya çalışırken yaşları birbirlerini yakaladığında mutluluğu bulur ama ikisinin de daha gideceği yol vardır.

Oscar Ödülleri
En iyi sanat yönetmenliği
En iyi makyaj: Greg Cannom
En iyi görsel efekt

Kritikler

E.Nesibe Özbudak - Zaman

Yanlış zamanın tuhaf çocuğu

Altın Küre'de ödül alamamasına rağmen 13 dalda adaylıkla Oscar'da büyük şansı olan bir film, "Benjamin Button'ın Tuhaf Hikâyesi". Bir hastane odasında ölüm döşeğindeki Daisy'nin görüntüsüyle başlayan film, sürekli olarak hikâye anlatma sevdasında. Daisy (Cate Blanchett), önce bir saatçinin hikâyesiyle başlar anlatmaya.

Saatçinin oğlu, I. Dünya Savaşı sırasında ölmüştür. Oğlu gibi yitip giden sevdiklerini belki geri getirir düşüncesiyle tersine işleyen büyük bir saat yapıp tren istasyonuna asar. Saatçinin oğlu geri gelmez; ama garip bir şey olur: Savaşın resmen bittiği gün, doğum sırasında annesini kaybeden yaşlı bir bebek dünyaya gelir. Vücudu, yüzü kırışıklıklar içerisindedir. Babası, bu garip çocuğu kaptığı gibi yaşlılar evinin önüne bırakır. Queenie adındaki bir bakıcı bebeği bulup ona Benjamin ismini verir. Her gün ölecek düşüncesiyle baktığı bebek, yıllar geçtikçe gençleşmektedir. Yaşlılar evinde çocukluğu geçen Benjamin, daha o günlerden Daisy'ye ilgi duymaktadır. Yıllar içinde denizcilik yapmaya başlar. Yeni deneyimler yaşar, âşık olur, farklı yerler görür. Eve döndüğünde 50'li yaşlara kadar gençleşebilmiştir. Daisy ise gençlik yıllarındadır. Aradaki yaş farkının büyüklüğü Benjamin'i oradan uzaklaştırsa da kader onları yolun yarısında kavuşturur. İkisi de 40'lı yaşlarını yaşayan Benjamin ve Daisy, hayatlarının en güzel günlerini birlikte geçirirler. Fakat tersine akan hayatları onları daha ne kadar bir arada tutabilir, bilmemektedirler.

Dövüş Kulübü ve Yedi gibi başarılı filmlerin yönetmeni David Fincher, bu sefer de "Benjamin Button'ın Tuhaf Hikâyesi"nin yönetmen koltuğunda oturuyor. F.Scott Fitzgerald tarafından orijinal hikâyesi kaleme alınan filmin senaristi ise Eric Roth'tan başkası değil. Roth, hastanede okunan günlüğü sık sık geriye dönüş aracı olarak kullansa da asıl hikâye I. Dünya Savaşı'nın sonunda başlayıp neredeyse günümüze kadar uzanıyor. Bu uzanış, filmin süresine de sirayet etmiş olacak ki; 166 dakikalık bir film seyretmekten muzdarip oluyoruz. Ayrıca 10 saniyelik de olsa sık sık geleceğe yapılan geçişler ve günlüğü okuyan kızın sesinden Benjamin'in sesine, dolayısıyla geçmişe gidiş de hikâyeden ara ara kopmamızı sağlıyor. Film, sanat yönetmenliği ve makyaj açısından tartışmaya açılmayacak kadar muhteşem görünüyor. Benjamin'in her dönemini kendisi canlandırmak isteyen Brad Pitt ile Cate Blanchett'ın farklı yaşlardaki görüntüleri takdire şayan. Benjamin'in çocukluğunda beden olarak farklı kişiler kullanılmış ve teknolojiyle Brad Pitt'in yüzü yapıştırılmış.

Filmde ister tersten ister düzden yaşasın insanın kaderinin değişmeyeceği, yine nasibinde ne varsa onu yaşayacağı inancı hakim. Ayrıca zaman kavramını, ölümü, sürekli genç kalma arzusunu, aşkı da sorguluyor. Zaman tersine bile aksa ölümden kaçılamayacağını, hayatın normal seyrinde daha güzel olduğunu, (mesele özü sevmekse) aşkın çiftler hangi yaşta olursa olsun güzel olduğunu rahatlıkla ifade ediyor. Süresinden sıkılmam diyenler için gerçekten de değişik ve tuhaf bir hikâye söz konusu.

Orkan Şancı - Beyazperde.com

...Teknik olarak hiçbir eksiği bulunmayan yapımın tam 13 dalda Oscar’a aday gösterilmesi, sizi korkutmamalı. Aşırı şişirilme sözkonusu değil. Sorun, sizin bir seyirci olarak filmde ne bulacağınızla ilgili. İçine girmekte sıkıntı çekmeyeceğiniz, ama çıktığınızda ağzınızda buruk tat bırakacak bir deneyim olması muhtemel. Ama, filmlerden beklentiniz, “hayatınız üzerine düşünme” değilse fazlasıyla keyif de alabilirsiniz. Fincher’ın filmografisinde gayet ayrıksı duran, Akademi’nin çok sevdiğini tahmin ettiğimiz kurmaca-biyografik bir öykü olması, ödül şansını da artırıyor. Ama bir film için asıl ödül, sinemada izlendikten bir süre sonra seyirci tarafından DVD olarak satın alınıp yıllarca rafta beklemek, zamanı geldiğinde defalarca izlenmek değil midir?

Zafer İlbars - Beyazperde.com

...İlk bölümleri güldüren, sonlara doğru hafif burkan, güzel görüntülerle süslü, çok sıra dışı bir durumu günlük yaşama inandırıcı bir şekilde monte etmiş, iyi oyunculuklarla süslü bir film Benjamin Button’ın tuhaf Hikayesi... Toplamda güzel bir film diyebiliriz ama öyle ikinci defa izlenebilecek, kült sınıfına girip unutulmazlar arasına koyulacak bir film değil. 13 tane birden Oscar adaylığı alabilecek bir film kesinlikle değil!

Selin Sevinç - Filmbutik.net

En İyi Film Oscarı da dahil olmak üzere toplam 13 Oscar adaylığı bulunan David Fincher filmi Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi, yaşlı bir bebek olarak doğup gittikçe gençleşen bir adamın olağandışı öyküsünü anlatıyor. Benjamin Button için zaman ters akıyor, her geçen gün gençleşip güçleniyor; yaşlıyken henüz bir çocuk zihnine sahip, bir çocuğa dönüştüğündeyse zihni bedeni için fazlasıyla olgun ve yorgun düşüyor. Bu yaşama çıkışsız bir aşk öyküsü ve birbirinden anlamlı karakterler sığıyor.

Senarist Eric Roth ve yönetmen Fincher bu enteresan yaşamı, farklı farklı arzuları ve umutlarıyla her biri Benjamin için olduğu kadar bizim için de birer renk olan çeşit çeşit ve benzersiz karakterlerle bezemişler. Ufak öykü parçacıkları, mini motifler, filme nakış gibi işlenmiş ince detaylar, film boyunca bize hiçbir şeyin mükemmel olmadığını, her şeyin gelip geçtiğini anlatıyor. Benjamin’in geri getirmek istediğimiz her şeyi tersten yaşayıp tam da bu fantazinin acılarını çekmesi, hepimize yaşamın değerini bilmemizi öğütlüyor.

Fincher elbette yine filmin tasarımında efekt teknolojilerini yoğunlukla ve kusursuzca kullanmış. Karakterlerin yalnızca yaşlandırılması değil, gençleştirilmesiyle ilgili de hem makyaj masasında hem de efekt masasında değerli emekler sarfedilmiş. Filmin tamamında, mekanlar ve setler perdeye büyük bir ustalıkla yansımış. Böyle mucizevi bir öykü için alınmış estetik kararlar, daha isabetli, daha iyi icra edilmiş olamazdı sanırım.

İzleyici için filmle ilgili birkaç hatırlatma yapmak gerekiyor: Film 166 dakika ve azimli bir sinema seyircisini zorlayabilecek kadar sindire sindire, ağır ağır ilerliyor. Öyle ki, Fincher öyküsünün sunduğu zenginlikleri mümkün olduğunca tadını çıkarta çıkarta işlemiş. Bu lezzetin keyfini çıkarmak için izleyicinin de sabırlı ve dayanıklı olması gerekebilir. Yaşamın her bir doyulmaz evresini özümsemek için çok anlamlı bir deneyim yaşayacaksınız. Kaçırmayın!

Yapılan Yorumlar
Yeni Ekle Ara
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Hüseyin BALCIOĞLU  - süperdi   |22-02-2011 21:26:12
imdb den 8.0 aldığına bakmayın süper farklı bir film olmuş izleyen pişman olmaz benden aldığı puan 8.6

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."